İçeriğe atla
Okul Rehberlik

Okul Rehberlik

Ders çalışma düzeni nasıl kurulur

Çalışma düzeni, iradeyi her gün yeniden test etmek yerine kararı bir kez verip tekrarlanabilir hale getirmektir. Aşağıda planlama, tekrar aralıkları, dikkat süresi, çalışma ortamı ve telefon üzerine genel yaklaşımlar var. Kısa yoldan sonuç vaat eden hafıza tekniklerine yer verilmedi, çünkü böyle bir kısayol yok.

Plan neye göre yapılır

İyi bir çalışma planı, ideal bir günü değil ortalama bir günü hedefler. Çoğu plan ilk haftada çöker çünkü öğrencinin en verimli gününe göre yazılır; yorgun, hasta veya isteksiz olunan günler hesaba katılmaz. Bir plan ancak kötü bir günde de uygulanabiliyorsa gerçekten plandır. Bu yüzden günlük hedefi biraz düşük tutmak, sonra üstüne eklemek, yüksek tutup her gün eksik kapatmaktan iyidir. İkinci nokta, planın saat değil iş üzerinden kurulmasıdır. Üç saat çalışacağım demek ölçülemez bir hedeftir; şu konunun şu bölümünü bitireceğim demek ölçülebilir. Üçüncüsü esneklik payıdır. Haftada bir günü tamamen boş bırakmak, o hafta aksayanları toparlamayı sağlar ve planın tümden terk edilmesini engeller. Planı hazırlarken sınav takvimi gibi değişken bilgiler için okulun ve resmi kaynağın duyurusuna bakmak gerekir. Planın haftalık olarak gözden geçirilmesi de gerekir. Bir hafta boyunca hangi hedefin tutmadığına bakmak, planın hatalı olduğunu değil hangi noktada gerçekçi olmadığını gösterir ve bir sonraki haftayı buna göre düzeltmeyi sağlar.

Aralıklı tekrar neden çalışır

Bir konuyu aralıklarla birkaç kez görmek, aynı süreyi tek seferde harcamaktan daha kalıcıdır. Bunun sebebi hatırlamanın kendisinin bir öğrenme işi olmasıdır. Konuyu okuduktan hemen sonra tekrar okumak zihne yeni bir iş vermez, tanıdıklık hissi verir ve bu his öğrenildi sanmaya yol açar. Oysa aradan zaman geçtikten sonra hatırlamaya çalışmak, bilgiyi yeniden kurmayı gerektirir ve asıl kalıcılığı bu çaba sağlar. Pratikte bunun anlamı şudur: bir konu bittiği gün kısa bir tekrar, birkaç gün sonra ikinci bir tekrar, ardından daha seyrek aralıklarla üçüncü ve dördüncü tekrar. Tekrarı okuyarak değil, kitabı kapatıp anlatmaya veya soru çözerek denemeye çalışmak gerekir. Aralıkların gün gün kaç olacağına dair kesin bir formül aramak yerine, seyrekleştirerek devam etmek yeterlidir. Tekrarın en pratik işareti zorlanmadır: hatırlamak hiç zorlamıyorsa aralık uzatılabilir, hatırlanamıyorsa aralık kısaltılmalıdır. Bu yüzden yanlış yapılan soruların ayrı bir yerde toplanması ve belirli aralıklarla yeniden çözülmesi, aynı mantığın en kolay uygulanan halidir.

Dikkat süresi ve mola düzeni

Dikkat sınırsız değildir ve kesintisiz çalışma süresi uzadıkça verim düşer. Bu sürenin herkes için geçerli tek bir uzunluğu yoktur; kişiye, derse, günün saatine ve yorgunluğa göre değişir. Bu yüzden hazır bir sayıya uymaya çalışmak yerine kendi eşiğini gözlemlemek daha işe yarar. Okuduğun cümleyi ikinci kez okumaya başladığında, satır atladığında veya elin telefona gittiğinde eşiğe gelinmiş demektir. Molayı o noktadan biraz önce vermek, tükendikten sonra vermekten iyidir. Molanın uzunluğu kadar içeriği de önemlidir. Kısa video veya sosyal medya, dikkati dinlendirmez, yalnızca başka bir yere harcar ve geri dönmeyi zorlaştırır. Ayağa kalkmak, su içmek, pencereden bakmak veya birkaç dakika yürümek daha iyi toparlar. Uzun molada masaya dönüş kararı ayrı bir irade işi haline geldiği için molayı kısa tutmak gerekir. Ders sırası da dikkat üzerinde etkilidir. En zorlandığın dersi dikkatin en açık olduğu saate koymak, o dersi günün sonuna bırakıp her gün ertelemekten iyidir. Kolay derslerle başlamak ise yalnızca başlama eşiğini düşürmek için, kısa bir ısınma olarak kullanılmalıdır.

Çalışma ortamı

Çalışma ortamının işi, iradeye ihtiyaç duyulan an sayısını azaltmaktır. Masanın üzerinde o an çalışılan dersin dışında bir şey bulunmaması, dikkatin dağılabileceği yer sayısını doğrudan düşürür. Işık yeterli değilse göz yorulur ve yorulan göz süreyi kısaltır. Sandalye ve masa yüksekliği uygun değilse beden rahatsızlığı kısa sürede molaya dönüşür. Aynı yerde ve mümkünse aynı saatte çalışmak, işe başlama eşiğini düşürür; bir süre sonra masaya oturmak kendiliğinden çalışma sinyaline dönüşür. Yatakta veya yatarak çalışmak iki nedenle sorun çıkarır: dikkat düşer ve uyku ile çalışma alanı birbirine karışır. Evde sessiz bir alan bulunamıyorsa okulun kütüphanesi, halk kütüphaneleri veya bilgi evleri gibi ortak çalışma alanları denenebilir. Ortam sorunu çözüldüğünde kazanılan şey süre değil, sürenin niteliğidir. Aynı mantık dijital ortam için de geçerlidir. Bilgisayarda çalışılıyorsa kullanılmayan sekmelerin kapatılması, masanın üzerini toplamakla aynı işi görür ve dikkatin kayabileceği kapı sayısını azaltır.

Telefon nasıl yönetilir

Telefon konusunda işe yarayan tek yaklaşım, kullanmamaya karar vermek değil, kullanmayı zorlaştırmaktır. Bildirim geldiğinde bakmamayı başarmak her seferinde küçük bir irade harcar ve bu harcama günün sonunda birikir. Telefonu başka bir odada bırakmak, çantanın içine koymak ya da kapalı tutmak bu harcamayı sıfıra indirir. Çalışırken müzik dinlemek isteniyorsa telefon yerine ayrı bir cihaz veya sözsüz bir liste tercih edilebilir, çünkü şarkı değiştirmek için açılan ekran çoğu zaman on beş dakikaya dönüşür. Telefonu ödül olarak kullanmak da mümkündür: bir konu bitince belirli bir süre serbest zaman. Bu düzenin işlemesi için sürenin önceden belirlenmiş olması ve bitince gerçekten bırakılması gerekir. Telefon kullanımı çalışmayı sürekli engelliyorsa ve öğrenci bunu tek başına düzenleyemiyorsa, konuyu evde ceza üzerinden değil ortak bir kural üzerinden konuşmak daha kalıcı sonuç verir. Kuralı birlikte belirlemek, kuralın uygulanma ihtimalini belirgin biçimde artırır. Ayrıca telefonun her zaman bir dikkat dağıtıcı olmadığını da kabul etmek gerekir; ders anlatan içerikler, soru çözüm uygulamaları ve planlama araçları işe yarar, ancak bunların hangi süreyle ve ne zaman kullanılacağı yine önceden konuşulmalıdır.