Motivasyon neden bir gün var, bir gün yok
Motivasyon büyük ölçüde duruma bağlıdır ve bu yüzden gün içinde bile değişir. Uyku, yorgunluk, o gün yaşananlar, sınav sonucu, arkadaş ilişkileri ve evdeki hava motivasyonu doğrudan etkiler. Buna bir de mesafe hissi eklenir: hedef uzaktaysa bugün yapılan çalışmanın sonuca katkısı görünmez, görünmeyen katkı da isteği beslemez. Uzun hazırlık dönemlerinde en zor bölümün ortası olmasının sebebi budur; başlangıcın hevesi geçmiş, sonun yakınlığı henüz hissedilmemiştir. Motivasyonu tek dayanak yapmanın sakıncası burada ortaya çıkar. İstek geldiğinde çalışan, gelmediğinde çalışmayan bir düzen, dönemin yarısını boş geçirir. Buna karşı yapılabilecek şey isteği yükseltmeye uğraşmak değil, çalışmanın isteğe bağımlılığını azaltmaktır. Yani soru şu olmalıdır: bugün hiç canım istemezse yine de yapabileceğim en küçük şey nedir. Bu soru, iyi bir günün getirdiği hızı da doğru kullanmayı sağlar. İstek yüksekken planın çok ötesine geçip ertesi günü boş bırakmak yerine, o enerjiyi zor bir konuya ayırmak dalgalanmanın zararını azaltır ve düzeni sürdürülebilir kılar.
Hedef ile alışkanlık arasındaki fark
Hedef nereye gidileceğini söyler, alışkanlık ise oraya nasıl gidileceğini. İkisi karıştırıldığında sonuç genellikle hayal kırıklığıdır, çünkü hedefin kendisi hiçbir günü tek başına çalıştırmaz. Büyük bir hedef belirlemek ilk gün güçlü bir his yaratır ama üçüncü günün akşamında yorgunken masaya oturtan şey o his değildir. Masaya oturtan şey, o saatte oturmanın alışkanlık haline gelmiş olmasıdır. Alışkanlık kurmanın yolu ise küçük başlamaktan geçer. Her gün üç saat hedefi, ilk aksadığı gün terk edilir; her gün en az yirmi dakika hedefi ise kötü günlerde bile tutulabilir ve zincir kırılmaz. Zincirin sürmesi, tek tek günlerin toplamından daha değerlidir çünkü kimliği değiştirir. Öğrenci kendini çalışan biri olarak görmeye başladığında, tek bir kötü gün bu tanımı bozmaz ve ertesi gün geri dönmek kolaylaşır. Aynı nedenle hedefin görünür ve ölçülebilir olması alışkanlığın ayakta kalmasına yardım eder. Yapılan çalışmayı basit bir takvimde işaretlemek, sonucu değil sürekliliği görünür kılar ve motivasyonun düştüğü günlerde bakılacak somut bir kanıt bırakır.
Başarısızlık sonrası toparlanma
Kötü bir deneme sonucundan sonra yapılacak ilk iş, sonucu kimliğe çevirmemektir. Bir sınavdan düşük almak o sınavdaki performansı gösterir; kişinin yeteneği, geleceği veya değeri hakkında bir hüküm değildir. Bu ayrımı yapmak duygusal bir teselli değil, pratik bir gerekliliktir, çünkü sonucu kimliğe çeviren öğrenci bir daha denemeye girmekten kaçınır ve geri bildirim kaynağını kapatır. İkinci iş, sonucu bilgiye çevirmektir. Hangi konularda kayıp var, hata bilgi eksikliğinden mi yoksa süre ve dikkatten mi kaynaklanıyor, aynı hata daha önce de tekrarlandı mı. Bunlar cevaplanabilir sorulardır ve bir sonraki haftanın planını doğrudan biçimlendirir. Üçüncüsü zamanlamadır. Sonucun görüldüğü ilk saatlerde analiz yapmak zordur; kısa bir ara verip ertesi gün bakmak hem daha sakin hem de daha isabetli olur. Dördüncü olarak, tek bir denemeden büyük sonuç çıkarmamak gerekir. Bir denemenin sonucu o günün uykusundan, sınav saatinden ve soru dağılımından etkilenir; asıl bilgi birkaç denemenin birlikte okunmasıyla ortaya çıkar ve gerçek eğilimi ancak bu birikim gösterir.
Motivasyon düştüğünde eşiği düşürmek
İsteksiz bir günde amaç iyi bir çalışma günü geçirmek değil, günü tamamen kaybetmemektir. Bunun en işlevsel yolu eşiği düşürmektir. Planda üç saat yazıyorsa ve bu bugün imkânsız görünüyorsa, üç saatin karşısına sıfır koymak yerine yirmi dakikalık tek bir iş koymak zinciri korur. Çoğu zaman başlamak zorlukların en büyüğüdür; ilk on dakika geçtikten sonra devam etmek beklenenden kolay olur ve yirmi dakika için oturulan masadan bir saat sonra kalkılır. Buna karşılık bazı günler gerçekten yirmi dakikayla biter, bu da kabul edilebilir bir sonuçtur. İkinci bir yol, işi küçültmektir. Bütün konu yerine tek bir bölüm, otuz soru yerine beş soru. Küçültülmüş iş bittiğinde ortaya bir tamamlama hissi çıkar ve bu his ertesi güne taşınır. Kaybedilen günü telafi etmek için ertesi güne çift yük bindirmek ise genellikle ikinci bir kayıp üretir. Kaybedilen günü kapatmanın daha işlevsel yolu, telafiyi planın esneklik payına bırakmaktır. Haftada boş tutulan bir gün varsa aksayan iş oraya taşınır ve düzen bozulmadan devam eder.
Ne zaman sorun motivasyon değildir
Bazen motivasyon eksikliği gibi görünen tablo aslında motivasyonla ilgili değildir. Uzun süredir devam eden isteksizlik, eskiden keyif veren şeylerden de zevk alamama, sürekli yorgunluk, uyku ve iştah değişiklikleri, kendini değersiz hissetme ve umutsuzluk bu grupta değerlendirilmelidir. Bu tabloda daha iyi bir plan yapmak veya kendini sıkıştırmak işe yaramaz, çoğu zaman durumu ağırlaştırır. Aynı şekilde, sürekli erteleme bazen dikkatle ilgili bir zorlanmanın veya yoğun kaygının sonucudur ve bu durumda çözüm irade değil, doğru değerlendirmedir. Öğrenci kendini tembellikle suçlayıp uzun süre bekleyebilir, bu bekleme hem zamanı hem de özgüveni tüketir. Böyle bir tablo haftalarca sürüyorsa okul rehberlik servisiyle konuşmak ve bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak doğru adımdır. Bu sayfadaki açıklamalar genel bilgidir ve bir değerlendirme yerine geçmez. Ayrımı yapmak öğrencinin işi değildir; zorlanmanın kaynağını ayırt etmek uzmanın işidir ve doğru ayrım, denenecek yolu da baştan değiştirir.
İlgili sayfalar: Ders çalışma düzeni · Sınav kaygısı · Meslek seçimi